30.07.2007/Sayı:147
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Yılmaz Ekinci
Recep Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal
RTÜK’ten 3 sandalye için Meclis’e koşan, kişiye özgü anayasa ve yasa değişikliğine katkı sağlayarak Erdoğan’ın Başbakan olmasını sağlayan, AKP ile adeta imtiyazlı ortaklık sağlayan ve Tayyip Başbakan olacak diye tutturan ve önünü açan Baykal ve yönetimi kitleyi sürükleyebilir mi? Antalya Belediye Başkanlığı’na babası AP kurucularından bir kişiyi aday gösterip halkı zorunlu olarak AKP’ye oy verme zorunda bırakan kimdir?

CHP, Baykal ve kaçınılmaz sonuç

CHP, Büyük Önder’in, “Sayın Baylar, 7 Aralık 1922’de Ankara basını aracılığıyla Halk Partisi adında halkçılık ilkesine dayalı bir siyasi parti kurmak isteğinde olduğumu bildirerek bu parti programının hazırlanmasına bütün yurtseverlerle bilim adamlarının yardım etmeleri ve katkılarda bulunması isteğinde bulunmuştum.’ dediği partidir. Büyük Önder, 1922’de Büyük Zafer’den hemen sonra böyle bir siyasi olguya ihtiyaç duyarak CHP’yi kurdurmuştur.

“Kemalizm,; ulusal bağımsızlık mücadelesinin birikimleri ve Atatürk Devrimleri ile bu eşsiz sürecin felsefi ve ahlaki değerlerinin özünü oluşturan 6 ok ilkelerinin bütünüdür.”

Kemalizm, CHP’nin benimsediği bir kavramdır.

Muhalefet sadece eleştiri yapmaz, iktidar olduğunda uygulayacağı programı hazırlar ve iktidara gelebilmek için programını halka aktarır.

CHP, iletişim kurmadığı geniş toplumsal yığınlardan uzaklaşarak, ideolojisini kentlerin varlıklı semtlerindeki elit kesime indirgemiştir. Bu nedenle sadece; Çankaya, Kadıköy, Bakırköy gibi laikliğe hassas daha üst kültüre sahip semtlerde varlığını sürdürebilmektedir.

İletişim kurmadığınız kitleleri yanınıza çekemezsiniz. Bu nedenle varoşlarla irtibatını kaybeden CHP çok geniş halk kitlesine de kaybederek, AKP’ye kaptırmıştır.

Halkın aş ve iş sorununu, üretimin, ticaretin ve finansmanın nabzını tutarak çözebilirsiniz. Klişeleşmiş sloganlarla insanlara ulaşamazsınız ve dolayısıyla halktan koparsınız. CHP bu yanılgıya düşmüş ve yapılan uyarılara da itibar etmemiştir...

Emekçi, esnaf, memur ve kırsaldan varoşa tüm sosyal sınıfları kaybetmiş, sadece tuzu kuru varlıklı semtlere indirgenmiş siyaset iktidar olamaz.

“Her türlü ideal, uzun mihnet ve çile yolundan geçilerek elde edilir.” (İsmet İnönü, 13.6.1962)

Sosyal demokrat ideolojinin içi bugünkü kadar hiç boşalmamıştır. Sol dünya görüşü, iktidar seçeneği olmaktan çıkarılmıştır. En kötü koşullarda dahi seçmenin üçte birini oluşturan ve %42’ye kadar dayanabilen solun inanmış kitlesi dahi uzaklaştırılmıştır. %30-35 civarındaki kemikleşmiş oy, CHP-DSP işbirliğiyle yüzde 21’e çekilmiştir. DSP yönetimi, sergilediği yönetimle AKP’yi iktidara taşırken, CHP’nin sergilediği muhalefet de AKP’yi yeniden iktidara taşımıştır.

Artık solun, CHP ve DSP dışında yeniden yapılandırılarak çağdaş temeller üzerine oturtulmuş ve topluma yeni umut ve ufuk verecek projeler geliştirilmesi kaçınılmazdır. Kör hırsları uğruna halkı unutarak, solu yiyip yuttular. Sol, net tavırlarını koyamamıştır. CHP, hükümet karşısında ciddi bir etki yaratamamıştır. Hatta olmayacak konularda şaşırtıcı şekilde destek olmuştur. CHP basına sansür konusunda bile hem komisyonda, hem de Genel Kurul’da sessiz kalmıştır.

CHP Genel Başkanı Sn. Baykal, CHP’yi soldan koparma yanlışına düşerek seçmenini üzmüş, hatta kırmıştır. 2002 seçimlerinde 179 milletvekiliyle Meclis’e gelen Baykal, 25 milletvekilini kaybetmiştir. Siyasi liderin en belirgin özelliği, parçalanmayı önleyerek, partisinin bütünlüğünü korumaktır.

Halk Partisi artık halkın partisi olamıyor. Tabanını kaybederek gelecekteki şansı da azalıyor. Varoşlara yığılmış kitlelerin umudu sağcı ve din referanslı partiler değil, sol parti olması gerekirken ülkemizde tersi yaşanıyor. Başarısızlık ve terslik buradan geliyor. Üretmeyen ve sadece karşıdaki partiyi gösterip oy bekleme kolaycılığının ve sığ yaklaşımcılığın sonu yaşadıkları hezimettir. Artık Türk halkı oy vereceği partinin her şeyden önce kendisinden olmasını ve kendine benzemesini istiyor. Oysa CHP, sağcıların ve zenginlerin koluna girmeyi marifet saydı.

Seçmeninin önüne alternatif bir program koyamamıştır. Yardım etmek isteyenlere de tepeden bakarak itibar etmemiştir. CHP, aydınlık bir partidir. Sağ kesimi temsil etmiş kişiler üzerinden oy isteyemez. Aslı dururken kimse taklidine oy vermez.

IMF siyasetine angaje olmuş, IMF çizgisinde siyaset oluşturan bir partiyi sol olarak tanımlamak mümkün mü? Bir parti nasıl hem ulusalcı olacak, hem de IMF’ci?

CHP, bu seçimlerde geçmişini silen ve hatta reddeden bir parti fotoğrafı vermiştir. CHP, asıl köklerine dönmelidir.

Bugüne kadar gelen söylemlerin ve izlenen politikaların değiştirilmesi gerekli ve zorunludur. Başa güreşmek için politik söylem ve formasyon ile çağdaş program ve projeler üretmek şarttır. CHP Genel Başkan adayı Mustafa Sarıgül ise geçen seçim öncesi Celal Doğan’ın anlatımıyla; “CHP bitti, YTP’ye gidelim.” demiştir. İşte ideolojik inanç! Nerede kazanacaksak, orada yer al... Bir önceki seçimler öncesi üstünde dünya amblemli YTP tişörtlü ve şapkalı 500 kişiyle Atatürk Hava Limanı’nda Genel Başkanı rahmetli İsmail Cem’i karşılıyordu. Ülke sorunlarıyla ilgili hiçbir proje üretmeyenler, parti için proje üretiyorlar.

Mustafa Sarıgül, Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi midir? Bilgi Üniversitesi, George Soros’tan destek almaktamadır?

Seçtiği adaylar hata değil, hatanın da ötesinde gaftır. CHP gerçeklerle bağını koparmış bir konumdadır. CHP’nin aydınlık tabanı, üretemeyen ve kendine uymayan CHP yönetiminin zihniyetine sahip çıkmamıştır. Onu kendi başına bırakmıştır.

“Cumhuriyet Halk Partiliyim” diyen ve “İleride siyaset düşünüyorum” diyen bir sanatçı hanımefendi, CHP’nin 6 Ok’undan ancak üçünü sayabilmiş; fakat parti yönetiminden iltifat görmüştür. Bu tür yaklaşımlar bugünkü sonucu doğurmuştur.

Halkın sorunu CHP değil, Atatürk çizgisinden uzaklaşan CHP yönetimidir. Atatürk, Köşk’te türbanı kabul edermiydi? Siyaset sadece imaj değildir. Halkın CHP’yi tutma sebebi Atatürk tutkusudur.

CHP, solun toplumsal tabanından uzaklaşmıştır. CHP, vizyon eksikliği nedeniyle çağdaş açılımdan yoksun kalmıştır. Sosyal demokrat partilerin oy kaybetmesi, sol kimliklerini kaybetmeleriyle ilişkilidir. Merkez partilerine dönüştükleri için oy kaybettiler.

Entel mekânlarda, entel üslup ve söylemlerle “halkla bütünleşme” olmaz. Halkla bütünleşme, halkın anlayabileceği ve belleğinde kalacak ideolojik sloganlarla olur. Halkın kenarında durularak değil, içine girilerek politika yapılır. Halk, kendisini hor gören elitizmden bıktı; fakat bunu CHP okuyamadı.

Yoksulluk, işsizlik ve ekonomik istikrarsızlığın sürdüğü toplumlarda marjinale ya da sola kayma olur. Böyle bir ortamda, Türkiye’de ise adeta sol siliniyor; çünkü siyasal zemininde kayma olan bir hareketin geniş kitleleri peşinden sürüklemesi mümkün değildir. CHP, son zamanlarda daimi suretle siyasal zeminde kaymıştır.

RTÜK’ten 3 sandalye için Meclis’e koşan, kişiye özgü anayasa ve yasa değişikliğine katkı sağlayarak R. T. Erdoğan’ın Başbakan olmasını sağlayan, AKP ile adeta imtiyazlı ortaklık sağlayan ve Tayyip Erdoğan Başbakan olacak diye tutturan ve önünü açan Baykal ve yönetimi kitleyi sürükleyebilir mi? Antalya Belediye Başkanlığı’na babası AP kurucularından bir kişiyi aday gösterip halkı zorunlu olarak AKP’ye oy verme zorunda bırakan kimdir?

Sol, kadro ve program üretebilirse başa oynar. Yenilik üretmeyen, sadece hayır diyen ve direnmeye dayanan negatif politikalarla iniş kaçınılmazdır. CHP yoksul kesimlerin sesi olmalıdır; çünkü orta sınıftan oy alabilen CHP yoksul kesimden oy alamıyor. Gecekonduda oturan vatandaş artık CHP’ye rağbet etmiyor; çünkü CHP’yi artık umut kapısı görmüyor.

Milletvekilliği her zaman kazanılır; ama Cumhuriyet bir daha kazanılamaz. TÜRKSOLU olarak CHP’yi sine-i millete dönmeye, Sayın Baykal’ı göreve çağırmamıza rağmen tüm çağrılara tepeden bakarak görmezden geldiler. Meclis’i bırakamayanlara seçimde halk kendi bıraktırdı. Bu mesajı doğru okuyunuz. Halkı yine suçlamayınız.

Altyapısız, plansız, programsız başarı olmaz. Son gün aranan ve başkalarından alınan sloganlarla başarılı olamazsınız. AKP vaatlerine karşı bir antitez ileri sürülemedi. İnsanların dışlanmışlıktan doğan öfkesini kavrayamadılar. İnsanların sıkıntılarını çözebileceğini inandıramadılar. Halkın içine giremediler. Negatif politikalarla, iniş süreci kaçınılmazdır.

Oy mevcut sisteme karşı çıkılarak alınır. Milli kaygılardan dolayı MHP’ye yöneliş sosyal demokratlara güvensizliğin sonucudur. Türkiye’nin halkla bütünleşen sosyal demokrat muhalefete şiddetle ihtiyaç vardır. Çaba yok, çalışma yok, gayret yok, sonuçta CHP’ye oy da yok.

CHP’nin muhalefette başarılı olamaması, seçmende umutsuzluğun getirdiği bir boşvermişliğe yol açmıştır. 22 Temmuz yenilgisinin sorumlusu CHP politbürosudur. Klişeleşmiş söylemlerin içine sıkışmış CHP politbürosu parlamentonun muhalefet ihtiyacını karşılayamamıştır. Eskimiş ve yıpranmış lider kadrosu seçmenin önüne gerçek bir alternatif program koyamamıştır.

CHP yönetiminin, halk tarafından çözümün neden sağda arandığını düşünüp, buna göre de yeni sol seçenekleri geliştirmesi lazımdır. 1950, 1965, 1973 , 1983, 2002 ve 2007 seçimlerini analiz ediniz.Hepsinin ortak yanı ezilen insanlara verilen umuttur. Halk inandırıcı olanı seçiyor.

Tarikat Şeyhinden sosyal demokrat

Aşiret Reisinden sosyal demokrat

Toprak Ağasından sosyal demokrat

Nato Müteahhidindensosyal demokrat

IMF’ciden sosyal demokrat

Dünya Bankacısından sosyal demokrat

olursa, sonunda sosyal demokratların sonu da bu oluyor. Oysa Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, 1924 tarihinde Trabzonda, “CHP hiçbir safsataya iltifat etmeyerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran inkılâpçı bir ruhun, bütün millete tecelli ve tavazuudur.” demişti.

CHP, laik, çağdaş, Atatürkçü, sosyal hukuk devletinin omurgasıdır. CHP’nin kuruluşu ve varlığının tek sebebi Atatürk devrimleridir. Muhafazakâr politikalarla köklü değişiklikler yapılamaz. IMF politikaları savunularak, radikal değişim ve dönüşüm yapılamaz. Kendilerini sol diye ifade eden partiler kimlik ve kişilik gerilemesine uğradılar. Solda kurumsallık ve liderlik kavramları sıkıntısı, anlamsız ve kısır çelişkiler yaratmıştır. Sol kendine çok yeni bir lider arıyor.

CHP, hiçbir zaman türbana, çarşafa, cüppeye, sarığa, çağdışı görüntülere sahip çıkamaz. Deniz Baykal’ın “Türbanlılardan oy istiyorum.” demesi affedilmez bir hatadır.

Ancak bölücülük ve mezhepçilik yapılmasına da fırsat vermemesi ve bu konudaki duyarlılığı da övgüye değerdir.

Bu seçim, 1954 seçimlerine benzemiştir. O dönem yerel seçimlere bile katılmama kararı alınmasını isteyen örgüt, Merkez Yönetim Kurulu’nu değiştirerek 1957 seçimlerinde Menderes’e “Allah bana o 27 Ekim gecesini bir daha yaşatmasın!” dedirttiği yenilgiyi yaşatmıştır. Bugünden itibaren bu acı yenilgiyi almış tüm parti teşkilatı yenilenerek gerçekten ülkesi için çalışmak isteyen basit delege hesaplarından arındırılmış bir yönetimle bugünden itibaren tüm Anadolu’da çalışmalar başlatılmalıdır. Bu dönem seçilmiş hiçbir milletvekili Parti Meclisi’nde yer almamalı ve bu Meclis bağımsız çalışarak doğru kararlar alabilmelidir. Aksi takdirde benim de bu seçimde CHP’ye vermiş olduğum oy, son oy olacaktır. Bu seçimi analiz edin; seçmenin büyük bir bölümü istemeyerek, rejim adına oy verdi. Seçim bölgemde, oy vermek istemediğim halde liste başında yer alan bazı kişilere oy vermek zorunda bırakıldım. Niye sormuyorsunuz bizlere? Bizi kendinizin seçip saat 17’de açıkladığınız kişileri sadece tasdik etme zorunda bırakıyorsunuz. Bunları kelle istemek, suçlu aramak için değil, bu yenilginin gerçek sebeplerini ortaya koymak için belirtmek zorundayız. Sayın Baykal, bu sonucun sorumluluk faturasını yüreklilikle ödemelidir; çünkü CHP yaratılan düşünsel açılımlarla sol oylara talip olamadı. Sağ seçmenin oyları için sağ düşünceli adaylar liste başlarına konularak taban kırıldı. Sağın alternatifi olarak sağcı adaylar listelere konuldu. CHP, 3 Kasım seçimlerinde AKP’ye nazaran daha az oy almasına rağmen bunu analiz edip gerekli tedbirleri almadığı için bu seçimde yeni seçmenleri kazanamadı. Sadece AKP’nin kötü yönetimi sonucu oyların cepte olduğu yanılgısına kapılarak bugünkü duruma düştü.

Gençler artık ne CHP’de yer alıyor, ne de CHP’ye oy veriyor. CHP, öncelikle oy alamadığı toplumsal kesimleri belirleyerek bu kesimlerin oyuna talip olabilecek toplumsal politikalar üretebilmelidir. CHP, yüzünü halka dönerek emekçinin, yoksulun, sermaye ve kapitalist ekonomiden yeterince pay alamayanların partisi olmalıdır. 1970’lerde başlayan sentezin devam etmesi gereklidir. Atatürk ve çağdaş sosyal demokrasinin sentezi... Hem Atatürkçü, hem de çağdaş sosyal demokrat... CHP’de eksik olan halktır. Güneydoğu’da, Doğu’da, varoşlarda halktan soyutlanmış. CHP, önce kendi tabanına güven veren bir parti haline getirilmelidir. Bunun için de yönetim anlayışı ivedilikle değiştirilmelidir. Kan ağlayan bu ülkede CHP tek başına bir miting yapamıyor veya yapmak istemedi. Kendine özgüven duyamadı. Aciz muhalefet, iktidarın ekmeğine ballı yağ sürdü...

CHP, artık bir vizyonu ve misyonu yüklenmek zorundadır. Aksi takdirde bir dahaki seçimlerde tarihsel mirasının son damlalarını da tüketmiş olarak tarihteki yerini alacaktır. CHP bir grubun partisi olma konumundan kurtarılmalıdır. Son söz tabanın, yani halkındır. CHP Genel Merkezi de sorgusuz sualsiz halka açılmalıdır. Görüşmek için ille bir gerekçe şart değildir. Seçmenin canı partisinde bir çay içmek isteyebilir, yani bu kadar gerekçesiz de olabilir; ama o yer onundur ve onun parasıyla yapılmıştır.

CHP ile halkı kucaklaştırmak stratejisiyle, akılcı bir siyaset güdülerek iktidar yakalanmalıdır. CHP, eskiden olduğu gibi yeniden bir ilke ve ülkü partisi haline getirilmelidir. CHP, kurucusu Atatürk ve İsmet Paşa ilke ve ülküsünden uzaklaştığı için bu durumlara düşmüştür. Sn. Ufuk Batum tarafından yaptırılan ankette katılımcıların %79’u partinin izlediği politikadan memnun değil. %86’sı ise CHP’nin somut bir iktidar talebi yok diye yanıt veriyor. Bu sonuçlara rağmen seçim almak mümkün müdür? CHP yönetimi aynı şeyleri yapıp değişik sonuç bekleme yanılgısına düşmüştür.

Bu gemi artık su alıyor. Sayın Baykal, “Birinci parti olamazsak Rodos’a kadar yüzeceğim.’dedi; fakat sayın Baykal Rodos’a kadar yüzmek için çok yaşlı. Kendilerini kaybetmek istemiyoruz. Gerçekten bize çok lazım; ancak takım kaptanlığını bırakıp teknik antrenör olarak kendilerine ihtiyaç var. Mevcut takımda artık performansını yitirmiştir. Gelecek olimpiyatlara bugünden yeni sporcularla hemen il il çalışmalar başlatılmalı ve önümüzdeki dönem şampiyonluk kurdelesi göğüslenmelidir. Yapısal değişimlere bugünden başlanılmalıdır. “Nasıl olsa mecburen bana gelecekler” politikası acilen terk edilerek, kadro ve zihniyet değişikliği acilen gerçekleştirilmelidir. CHP, Altı Ok’u ödünsüz savunabilirse, aranılan parti olur.

Aksi halde Altı Ok’u yüreklilikle savunacak yeni siyasi oluşumlar sistemde yerini alacaktır.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe