30.07.2007/Sayı:147
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye İlyas Salman

İlyas SalmanSol hiçbir zaman kaybetmedi ki...

Gül hazin sümbül perişan
Bağı zarın şevki yok
Geldi amma neyleyim
Sensiz baharın şevki yok

Şimdi bir karmaşık seçim arifesindeydik. Akla hayale sığmaz Osmanlı dörtlükle yazıya başlamanın ne alemi vardı diyeceksiniz.

Ben çok yeri var diyeceğim.

Son seçim sonuçlarına baktığımızda şunu söylemekle yetineceğim.

Eskiden istediğimizi seçerdik,

Şimdi istediklerini seçtiriyorlar.

Seçimin mutlak galibi AKP’ye bir bakın. Dünyada Aydınlanma Çağı 1400 yıl öncesiyle kıyaslanıyor. Ama AKP tarafından Aydınlanma Çağı Kur’an kurslarının çokluğuyla ölçülüyor.

Ana muhalefet partisi CHP’ye bakın kendisinden başka hiçbir güce muhalif değil. Kendi sırtını yere getirmekten başka hiçbir marifeti olmayan pehlivan bozuntusu görüntüsünde.

Hele MHP’yi seyredin, biz bu ülkenin bir rengiyiz diyor. Ama rengin ak mı kara mı olduğunu söylemiyor. MHP Türkiye’deki bütün renkleri inkar ediyor ama gamalı haçla evliliğini inkar edip kiminle yatıp kalktığı konusunda açıkça takiye yapıyor.

Genç Parti’nin başkanı Cem Uzan, iki kere battım deyip kendisine para yatıran (özellikle mark ve dolar yatıran) insanların ana parasını dahi ödemediği halde şimdi meydanlarda namus bezirganlığı yapıyor.

Sonuç sağda 0.

Bu arada CHP’ye oy atsın diye sözde biriken ve birleşen DSP ve SHP’ye ne demeli? Bu konuda biraz komiklik yapalım.

Düşeş attım yek geldi
Bugün kızlar tek geldi
Bir buseye razıydım
Bir tek tükürük geldi

Seçim sonuçlarını kantara koyarken sol kaybetti mi kazandı mı? Bunu iyi hesaplamak gerekiyor.

Dünyanın ve insanın yaşını kıyaslarsak solun hiçbir zaman kaybetmediğini görürüz.

Benim dedem 1979 yılında dünya değiştirdi. Dedem hayattayken deseydim ki “Dede insanoğlu öyle bir alet üretecek ki, sen Malatya Arguvan ilçesi Asar köyünde otururken, Meksika’da ya da Arjantin’de yaşanan bir olayı oturduğun yerde seyredeceksin.” deseydim, “Şeytandan emir mi aldın oğlum?” derdi.

Seçimlerden dem vururken Mevlüt dedemin öyküsüne neden geçtin diyeceksiniz. (Ben bugün AKP’ye oy verseydim ve dedem yaşasaydı, ağzında tükürük kalmazdı, hepsini suratıma boşaltırdı.) Çünkü dedemin bir sözü vardı; bu söz kulağıma hep küpe olmuştur. Derdi ki;

“Oğul aktör, faktör, fabrikatör olmak çok kolay ama adam olmak çok zor.”

Dedemin gözünde adam olmanın iki yolu vardı: Bir hak yemeyeceksin, iki hakkını yedirmeyeceksin.

Bugün TÜRKSOLU’nun aydınlık salonunda yazıyorsam bana bu yazıya ilham veren bu aydınlık salon değil etrafımdaki aydınlık insanlardır. Gözlerinde kristalize sevgi okuyorum.

Aynı Nâzım’ın dediği gibi

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine

Diyeceksiniz ki herkesçe bilinen bu dizeleri niye yineledin?

Benimki yinelemek değil yenilemek. Çünkü gerçekler yenilenmeli.

Şimdi yine baştaki sorunumuza dönelim. Seçim sonuçlarına bakarak karamsarlığa düşmeyin. Yazımı Hınzır Paşa’nın emriyle darağacına giden Pir Sultan Abdal’ın bir dörtlüğü ile bitireceğim:

Çarşı Pazar dolanırım
Ben halkım Hak’tan gelirim
Ben halkımı Hak bilirim
Dedikleri deli benim.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe