30.07.2007/Sayı:147
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Umut Yalım

Çaresizseniz, çare sizsiniz...

Merhaba Sağdıç, nasılsın? Biliyorum ki, sen nasılsan ben de öyleyim. Testi nasılsa, su öyledir ya, işte böyle bir makamdayız. Konuşmamız gerek.

Kanımca şunu saptamak gerek Sağdıç: Ulusal olmayan bu seçimde, ulusal partilerin kazanamaması kadar doğal bir şey yok. Elbette ki, bu uluslararası seçimi, küresel güçlerin çıkarı doğrultusunda hareket edecek parti kazanacaktı. Kazandı da... “Ulusal” denilen partiler de ulusallıklarını, alınlarını gere gere gösteremediler bizlere, açıkçası göstertilmedi de; ancak 10. Yıl Söylevi’nden devinimle, koşullar ne olursa olsun, bunu başarmak gerekti. Sonuçta başarılamadı.

“Ne yapmak gerek şimdi?”

Önce şunu bilmek gerek Sağdıç: Artık Türk Halkı’na bir seçenek sunmanın zamanı geldi. Türk Halkı iki ayna arasına sıkışmıştır. Bu birbirine bakan aynalar, farklı aynalar olsalar da, birbirlerine baktıklarından aynı şeyi gösterirler. Türk Halkı da bu seçimde, genel eğilimi olarak, sağda duran aynayı seçmiştir. Sonuçta, ayna aynadır. Şu an, Türk Halkı’na Milliyetçi, Devletçi, Devrimci, Cumhuriyetçi, Laik ve Halkçı bir yapı gerekmektedir.

“Eeeeee, zaten böyle bir parti var.”

Biliyorum olduğunu Sağdıç; ancak o yapının okla simgelenen bu ilkeleri durağan bir durum içresinde. Demek ki, bu okları fırlatacak ve devinim kazandıracak bir “yay” siyaseti gütmek gerekmektedir.

Nerde kalmıştık Sağdıç desem, ne dersin Sağdıç?

“Bilmiyorum.”

Özünde şu:

Tamamlanamayan bir devrimin tam ortasında kaldık, Türk Devrimi’nin.

“Yeniden yapalım o zaman.”

Devrim yapılmaz, ancak olunur Sağdıç. Devrim yapmak, devrimin dışında kalmak demektir; oysa devrim olmak, şahsen devrimin içresinde etkin olmaktır, edilgin bir izleyici değil. Zaten Kemal sonrası dönemin çıkmazı da budur. Devrim yapılmaya çalışılmıştır; ancak Kemal gibi devrim olunamamıştır.

“Peki, devrim kim olacak?”

Bu boşluk döneminde gerçek ya da sahte birtakım yapılar kesinkes çıkacaktır; çünkü denildiği gibi “Tabiat, boşluk kaldırmaz.”... Bu boşluk her doldurulmadığında, kabın biçimini alan sıvı gibi kişiliksizleşecektir. Bunu önlemenin tek yolu, önce devrim olmaya aday olmak, sonra da devrim olmaya 6 Ok’un berisinde “yay” olmaktır. Peki, bu yay kim olacak?

Devrim, aşktan da eskidir. Türk, devrimden de eski. Tabii ki, bu yayı Türkiye’de Türklerin tutması ön koşuldur.

“Ben, bu yay ve eli bir yerlerden anımsıyorum.”

Anımsaman çok doğal Sağdıç. Bu yay, 1920’ler başında da vardı çünkü. Adı da: Milli Mücadele idi. Şu anki Milli Mücadele, o “Milli Müca-dele”nin devamıdır.

“Bu devama, halk devam mı diyecek, yoksa tamam mı?”

Tarihsel olarak, bunun yanıtı “devam”dır.

“Ancak şöyle deniyor: ‘AKP, Türk askerinin başına geçirilen çuvalı aldı, içine un koydu, Türk Halkı da bu unu yedi.’...”

Eğer ortada bir çuval varsa Sağdıç, o çuval yine hak ettiği yeri bulur.

“Bulur mu?”

Bulur Sağdıç; çünkü Türk Halkı tarihin hiçbir aşamalarında çaresiz olmamıştır. Tarih, bize bunu dayatmıştır hep. Hem Behçet Necatigil Bey ne dediydi Sağdıç:

“Çaresizseniz, çare sizsiniz...”

Türk Halkı’nın çaresi, yine Türk Halkı’dır. Yani, “ Milleti, yine milletin azmi kararı kurtaracaktır...” ve bu çare, bu kararlılık Milli Mücadele’den geçer. Çözümde, herkesi devrim yapmaya değil, devrim olmaya çağırıyorum.

İşte böyle Sağdıç. Sözü kısa, özü uzun tutalım.

Seni gözlerinden umut ve muhabbetle öperim.

Kolay ve rastgele Sağdıç.

İyi akşamlar, iyi yaşamlar.

Haydi hayırlısı...


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe