28.07.2008/Sayı:197
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Başyazı Gökçe Fırat

Dinlenmekten değil
dinlemekten kork!

Ergenekon dizisi

Bir buçuk yıldır merakla beklenen Ergenekon iddianamesi sonunda açıklandı, böylece 12 Eylül döneminin rekoru bile kırılmış oldu. Bu gurur da Türkiye’yi AB’ye uyumlu, demokratik bir ülke haline getiren AKP’ye yakışırdı doğrusu.

İlk duruşma 20 Ekim 2008’de görülecek ama o zamana kadar daha pek çok dalga operasyon ve ardından da ek iddianamelerin geleceğini düşünürsek bundan sonraki yaşantımızın en önemli parçalarından biri Ergenekon olacağa benzer. Yıllar süren Brezilya dizilerinin yeri demek ki böyle doldurulacak.

Aslında bu operasyonun topluma en büyük zararı ne dersek tam da burada durmalıyız. Gerçekten de topluma senaryosu Fethullahçı polisler tarafından yazılmış uzun bir dizi film izlettiriliyor aylardır.

Önce bir gözaltı dalgası yapılıyor dört gün boyunca tüm halk televizyon, internet başında olacakları bekliyor! Bu dört gün dizinin en heyecanlı anları oluyor, tansiyon son derece yüksek ve sonunda suçlular tutuklanıyor. Ondan sonra tutuklananlarla ilgili şok belgeler, telefon konuşmaları, sızdırılan bilgiler, belgeler... Bir on beş günü de böyle geçiriyoruz.

Bir süre memleket meselelerini düşünmeye başlıyoruz. Bakıyoruz ülkede Şeriatçı kadrolaşma almış başını gitmiş, Kürt bölücülüğü iyice azmış, enflasyon yeniden canavarlaşmaya başlamış, neredeyse hükümetimiz zora girmiş...

Ondan sonra yeni bir dalga operasyon ve diziye kaldığımız yerden devam. Gözaltılar, baskınlar, şok belgeler, sızdırmalar, meğer neler atlatmışız neler...

AKP’nin ikinci defa iktidara geldiği günden bu yana değişmeyen bir film izliyoruz kısaca. Ve AKP bir yıldır bu ülkeyi bu diziyle yönetiyor.

Her dizi gibi bunun da abartılı ve gerçeküstü yanları var elbet, ama olsun insan izledikten sonra inanıp inanmamasının da pek bir anlamı olmuyor.

Biz ki Cüneyt Arkın’ın tek başına “Dünyayı Kurtaran Adam” olmasını izlemiş bir milletiz, 70’lik ihtiyar dedelerin darbe yapmasını mı izlemeyeceğiz!

Her filmde olan hayali yan elbet bu dizide de toplumu sürüklüyor. Herkes iddiaların saçmalığını görüyor ama herkes “hele bir filmin sonunu bekleyelim belki bir şey çıkar” havasında. Son sahnede yönetmenimiz bize beş dakikada izlediğimiz filmdeki tüm sırları çözecek nasıl olsa.

Bizim dizimizde ise bir buçuk yıldır, “hele bir bekleyelim iddianame çıksın o zaman görürüz” deniliyordu. Denildi ve sonunda iddianame de açıklandı.

Terör örgütüne bak sen!

O da ne! Aman allahım! İşte Türkiye’yi yirmi yıldır kana bulayan, tüm cinayetleri işleyen, toplumu karıştıran, huzurumuzu bozan terör örgütü neymiş de haberimiz yokmuş!

İşte teröristlerden ele geçen silahlar:

- 3 adet uzun namlulu tüfek

- 21 adet tabanca

- 4 adet av tüfeği

- 3 adet kurusıkı tabanca

- 2 adet kasatura

Gördünüz mü terör örgütünü siz!

Dizimizde bangır bangır bağırıyorlar, adeta bir cephanelik!

86 sanık var ortada ama toplam 28 silah. Demek ki üç kişiye bir silah düşüyor! Gördünüz mü terör örgütünü!

Peki başka neler var beklediğimiz iddianamede?

Neler yok ki!

Bol bol telefon konuşması kaydı. Biri diğerine demiş ki “ulan kesçen bunların hepsini bu memleket öyle adam olur” Fethullahçı polisler hemen kaydetmiş ve tape etmişler. Kahraman savcımız da döşenmiş iddianameye: “Suikast planları.”

Terör örgütüne bakın siz, bol bol plan yapıyor ama icraat yok! Normal bir terör örgütü olsa, bu adamların hepsini görevden alırdı vallahi! Var mı öyle terörist olmak bedavadan, yıllarca plan yap ama hiç terör yapma, örgüt boşuna mı sizi terörist yaptı!

Peki başka neler var?

İşlenen cinayetlere ilişkin de şok edici bilgiler!

Neymiş o bilgi?

Gizli tanık C’nin ifadeleri!

Peki tanığımızın bir kanıtı var mı?

Olmaz olur mu, savcı salak değil ya, kanıtsız şeyi iddianameye koyar mı?

Gizli tanığımızın hafızası!

Daha iyi kanıt mı olur!

Olmadı gizli tanığı gizlice doktora gönderir, oradan hafızasının gayet kuvvetli olduğuna dair bir rapor aldırıverir savcımız, o zaman delil iyice kuvvetlenmiş olur!

Peki başka?

Örgütün tüm kuruluş ve işleyişini açıklayan belge de bulunmuş!

Neymiş o belge?

Bir word dokümanı. Bizim gazetemizde iki sayfalık bir yer tutan (4 ve 5. sayfalarda yayınlıyoruz) bir yazı. Bildiğiniz, klasik bir efsane yazısı.

Ama kahraman savcımızdan kaçar mı, koymuş onu da deliller arasına!

Dinlemeyin, izlemeyin!

Hitler’in, yaptığının toplumu aydınlatmak, bilgilendirmek, gerçekleri açığa çıkartmak olmadığını o toplumlar anladığında faşizm artık tüm toplumu ele geçirmişti.

Hitler açıkça bir Propaganda Bakanlığı kurmuştu ve topluma propagandayı buradan yapıyordu. Bizde ise İddianame Bakanlığı bu işlevi üstlenmiş durumda.

İddianame Bakanlığı, bir buçuk yıldır ipe sapa gelmez iddialarla bu topluma propaganda yapıyor. İnsanlarımız ise kendilerinin de izlenip izlenmediğini, dinlenip dinlenmediğini, içeriye alınıp alınmayacağını, sıranın kendisine gelip gelmeyeceğini düşünüyor.

Halbuki faşistlerin bu propagandalarını dinleyenler aslında ilk sıradakilerdi. Faşistler, bir kısım insana bu propagandaları dinletebilecek, izletebilecek, onları bu şekilde oyalayabilecek güce erişince, diğerlerini içeri almaya başladı!

Kısacası kulağınız faşistte olursa faşistin dediğinden başka bir şey duymazsınız, gözünüz faşistte olursa faşistin gösterdiğinden başka bir şey görmezsiniz, aklınız faşistte olursa faşistin düşündüğü gibi düşünmeye başlarsınız.

Kendinize geldiğinizde bakmışsınız Türkiye’nin yerinde bir Kürt-İslam Cumhuriyeti kurulmuş ve siz de oranın vatandaşı olmuşsunuz...

Faşist sizi niye içeri alsın ki, zaten “içerde” değil misiniz?


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe