| Okur Mesajları |
Sayın Gökçe Fırat; Evet, tarih tekerrürden ibarettir derler atalarımız. Yıl 1915: Alman savaş gemilerine boğazdan geçiş izni veriyoruz ve kaçınılmaz son. Yıl 2008: Amerikan savaş gemilerine de izin veriyoruz, sonucu bekleyerek göreceğiz. Ancak bir fark var; o devirde padişah bir tane idi, günümüzde ise iki tane. Hayırlısı olsun diyelim. Yaşar Eren, İstanbul Sayın Gökçe Fırat; Gerçek şu ki, sizin de dediğiniz gibi metropoller ABD ve Rusya. Diğer ülkeler bunların altındaki uydular. Bu iktidar sayesinde de Türkiye emperyalizme bağlanıyor. Kaan Tarhan, Samsun Dönem elbette ki farklı fakat düşünceler hiç değişmedi. İçimizdeki devrim ateşinin sıcaklığı tüm Türkiye’yi sarana kadar bu umut bu dava sürecek elbette. Bizler de 68 kuşağının devrimcilerinin arasında yer almak isterdik fakat bu kuşakta yaşamanın da farklı bir tarafı var. O zamanı, yani 68 kuşağını, bu zamana taşıyan bizleriz. Belirtmek isterim ki, TÜRKSOLU gazetesi o zamandan bu zamana kalmış iyi bir miras ve siz yazarları da bunun hakkını veriyorsunuz. Her zaman yanınızdayız. En içten saygılarımla. Erol Meriç, Sakarya Sayın Ali Özsoy; Atamız bu vatanı bize, gençlere bıraktı ve onun gözü arkada kalmayacak. Her ne kadar kendini bilmez, vatanını düşünmeyen, bugünleri görebilmemiz için canlarını veren atalarımızı aklına bile getirmeyenler olsa da, elbet gün gelecek biz, yani devrimci gençler onlara hatırlatacak ve bu ülkeyi faşistlere bırakmayacağız. Yaşasın tam bağımsız özgür Türkiye, yaşasın Atam, yaşasın Denizler, yaşasın Yusuflar, yaşasın Hüseyinler! İlker Ertaş, İzmir TÜRKSOLU’nu Türk’ün özü olarak görüyorum. Her zaman sol ama Türk’ün solu. Mustafa Kemal’in solu, Denizlerin solu. Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye! İyi ki varsın TÜRKSOLU! Ercan Güner, Afyon Sayın Özgür Erdem; Rehavete alışmamış bir ‘kurbağa’ olarak sizlere şunu söylemek istiyorum; ‘Atatürkçü kurbağalar’ her zaman hangi şartlar altında olursa olsun, ne zaman nereye atlayabileceklerini çok iyi bilirler. Yeter ki mücadele edebilecekleri saflar oluşsun. İşte sizler; TÜRKSOLU olarak bu saflaşmayı yarattınız. Uzun bir atlayışla (Atatürkçü bir kurbağa olarak) sizlerin saflarında olmaktan kıvanç duyuyorum. Saygılar. Ümit Tuzcu, Muğla Sayın Gökçe Fırat; Deniz Gezmiş’le ilgili yazınızı okudum ve çok beğendim. Bu güzel düşünceleri bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Şunu da söylemek isterim ki, yazınızı okuduktan sonra 14 yaşında olmama rağmen kendimden utandım. Merve Kurt, İstanbul Sayın Okan İşbecer; Denizlerle ilgili yazınızdaki cevaplar tokat gibi olmuş, derinden ve acısal. Alt yapısı olmayan, rantçı, işbirlikçi ve faşist öğelerin attığı çamurlara Atatürkçü bir direniş niteliğindedir bu karşılıklar. Kaleminize, yüreğinize sağlık. Allah hepimizi Mahirler, Denizler, Sinanlar ve Yusuflar gibi onurlu kılsın. Orkun Kara, Samsun Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Alparslan Özdoğan, Sinan Cemgil ve Mahir Çayan Türkiye’nin bağımsızlığı için öldüler. Bunun aksini iddia edenler vatan hainidir. Denizleri idam edenler faşizmin ve emperyalizmin uşağıdır ve uşak kalacaklardır. Denizler o günün Türkiye’sinde kendilerini hayatları boyunca Türkiye’nin bağımsızlığına adayanlardır. Denizlerin Tam bağımsız Türkiye mücadelesi verdiği günlerde vatanımız işgal altındayken Denizleri vatan haini olarak görmek gülünçtür. Bilmem sizlerin dikkatini çeken bir şeyler oldu mu? Denizlerle aynı yaşta olanlar neden gereken devrimci tavrı alamıyorlar? Neden Denizler gibi devrimcilik yapmıyorlar? Tüm sol acilen birleşerek işbirlikçilere, sömürücülere, faşistlere dur diye seslenilmelidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Denizleri saygı ile anıyorum. Alaettin Gevrek, Afyon Sayın Gökçe Fırat; Aslında yazdığınız şey çok doğru. Yani bir kurbağa olup yavaş yavaş haşlanmaktansa bir kaplumbağa olup yavaş yavaş ve kararlı bir şekilde hedefe ulaşmak daha yeğdir. Böyle bir mücadele için savaşmaya her zaman varım. Ayşegül Rana Özkan, İstanbul Bu düşünceleri bizlerle paylaştığınız için sizlere çok teşekkür ediyor, daha nice yazılarınızı görmeyi temenni ediyorum. Gerçekçi olun imkânsızı isteyin! Burak Erdoğan, Karabük Sayın Gökçe Fırat; Sizce bu ihtiraslı şizofren kendi sonunu mu hazırlamakta? Geldikleri noktadan gidecekleri noktaya kadar izleyici mi olacağız yoksa “Tam Bağımsız Türkiye” hedefine teşkilatlı bir şekilde mi yürüyeceğiz? Neyi beklemekteyiz? Siz devrimci dostlarımız yollarında hedefe kilitlenmiş durumda ilerlemektesiniz de biz mi (ya da ben mi) pasif kalmaktayız? Saygılarımla. Engin Güner, Muğla Sayın Yekta Güngör Özden; Cumhuriyetin ve Atatürk devrimlerinin güzelliğini kavramış seçkin bir yurtsever olarak sizinle gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. Mustafa Sarıdede, İstanbul Sayın İnan Kahramanoğlu; Öncelikle merhaba. Yazı ile ilgili ne diyeceğimi bilemiyorum. Gerçekten diyecek söz bırakmamışsınız. Umarım bu anlamlı yazı daha çok kişiye ulaşır ve bilinçlenmeleri için vesile olur. Ben kendi adıma teşekkürlerimi sunarım. Şule Ak, İstanbul Babam biz çocuk iken televizyon için şunu söylerdi: “Amerika’nın ahmak kutusu”. Gerçekten çok haklıymış. O ahmak kutusu bizi öyle bir hale getirdi ki insanlarımız o çok sevdikleri çocuklarının mezarını kendi elleri ile kazıyorlar. Yazıklar olsun benliğini kaybetmiş, hesapta laik, Atatürkçüyüm diye geçinen akılsız kardeşlerime… Hasan Top, İzmir Hayatında tek bir insan canına kıymamış, tek bir karıncayı incitmemiş, tek bir insanın onurunu zedelememiş, yaşamı boyunca onurlu, namuslu, devrimci, gerçekten doğru olmaya çalışan üç namuslu genç: Bunlar sevgili Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan. Onları bir kez daha buradan sevgi ve saygıyla anıyorum. Cemal Babayiğit, Ankara Hep mücadele verilmiş, hep acılar çekilmiş, hep yolumuz kesilmiş ama bizim tek istediğimiz tam bağımsız Türkiye. Bunu istediğimiz için bizi yargılıyorlar. Neden? Çünkü onlar bağımsızlığı anlamıyorlar ve bağımsızlığa karşılar. Ancak bizler mücadele vere vere bunu Türk Milletine anlatacağız. Aynı Deniz’in yaptığı gibi. Yolumuz devrim yolu. Ayçin Temel, İstanbul Bunlar hep aynı. Benim yaşımda olanlar hatırlayacaktır. Ağababaları Özal, hani şu Vizyon (görüntü demek) sahibi olan adam, derdi “çağ atlıyoruz” diye. İşte atladığımız çağ bizi buraya getirdi. Demirel, Menderes, hep onlar yönetti yurdumuzu. Dün Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel Eroğlu bahsediyordu; su zengini değiliz ama fakiri de sayılmayız ama yanlış politikalar sonucu sıkıntı yaşıyormuşuz. Kendileri 40 Yıl sonrasını planlıyorlarmış. Köylerde sorunu çözmüşler. Sayın Eroğluna şu hatırlatmak gerekiyor, sebep geçmişteki yanlış politikalarsa yurdumuzu 60 senedir sizlerin anlayışı yönetiyor. Bu durumda yanlış politikaları da doğal olarak kendileri yapmış oluyorlar. Sağlıkla kalın. Celal Taş, Tekirdağ
|